Bu makale, sanat alanında uzman SkyTablo editörleri tarafından araştırılmış, hazırlanmış ve editöryal standartlarımıza uygun şekilde yayınlanmıştır.
Rusya’nın kültürel başkenti St. Petersburg’da, Neva Nehri’nin kıyısında yükselen Devlet Hermitage Müzesi (The State Hermitage Museum), dünyanın en büyük ve en prestijli sanat müzelerinden biridir. Müze, yeşil-beyaz cepheli ikonik Kışlık Saray (Winter Palace) başta olmak üzere toplam altı tarihi binadan oluşur ve bünyesinde 3 milyondan fazla sanat eseri barındırır. Hermitage, sadece tablolarıyla değil, Çarlık Rusyası’nın zenginliğini yansıtan altın kaplamalı salonları, kristal avizeleri ve devasa merdivenleriyle de ziyaretçilerini büyüler.
Bu rehberde Hermitage Müzesi’nin tarihini, Kışlık Saray’daki klasik başyapıtlardan Genelkurmay Binası’ndaki modern sanat koleksiyonuna kadar görülmesi gereken en önemli eserleri ve ziyaretinizi kolaylaştıracak pratik ipuçlarını detaylarıyla inceleyeceğiz.
Hermitage Müzesi’nin Tarihi
Hermitage Müzesi, 1764 yılında Çariçe II. Katerina’nın (Büyük Katerina), Berlinli tüccar Johann Ernst Gotzkowsky’den borcuna karşılık aldığı 225 tabloluk özel koleksiyonla kurulmuştur. Çariçe, bu eserleri “inziva yeri” anlamına gelen “Hermitage” adını verdiği saray ek binasında saklamış ve uzun yıllar sadece kendisi ve çok yakın misafirleri görebilmiştir. Müze koleksiyonu, sonraki çarların alımlarıyla (özellikle Napolyon Savaşları sonrası Avrupa’dan getirilen eserlerle) devasa boyutlara ulaşmıştır. Hermitage, 1852 yılında I. Nikolay döneminde halka açılarak, Rusya’nın ilk kamusal sanat müzesi olma unvanını kazanmıştır.
Hermitage’da Mutlaka Görülmesi Gereken Şaheserler (Ana Kompleks)
Müzenin ana kompleksi (Kışlık Saray, Küçük Hermitage, Eski Hermitage ve Yeni Hermitage), Batı Avrupa sanatının 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan en seçkin örneklerine ev sahipliği yapar.
Ürdün Merdivenleri (Jordan Staircase) – İhtişamlı Giriş
Kışlık Saray’ın ana girişinde yer alan Ürdün Merdivenleri, müzenin en görkemli ve en çok fotoğraflanan noktalarından biridir. İtalyan mimar Bartolomeo Rastrelli tarafından tasarlanan bu Barok şaheser, beyaz mermer basamaklar, altın varaklı sütunlar ve tavan freskleriyle Çarlık gücünü simgeler. Merdivenlerin adı, Çar ailesinin her yıl Epifani bayramında Neva Nehri’ndeki (Ürdün Nehri’ni temsilen) su kutsama törenine inmek için bu yolu kullanmasından gelir; 1837’deki büyük yangından sonra orijinaline sadık kalarak restore edilen ender bölümlerdendir.
Altın Tavus Kuşu Saati (The Peacock Clock) – Mekanik Harika

Pavilion Salonu’nda sergilenen Altın Tavus Kuşu Saati, 18. yüzyıl mühendisliğinin ve sanatının zirvesi kabul edilen, çalışır durumdaki en büyük mekanik otomattır. İngiliz kuyumcu James Cox tarafından yapılan saat, altın bir tavus kuşu, bir horoz, bir baykuş ve bir sincaptan oluşur. Eserin anlamı ve işlevi, zamanı göstermekten öte bir doğa tiyatrosu sunmaktır; mekanizma kurulduğunda tavus kuşu tüylerini açar, baykuş kafasını çevirir ve horoz öter, bu da yaşamın döngüsünü ve güneşin hareketini simgeler.
Leonardo da Vinci – “Madonna Litta” ve “Benois Madonna”

Hermitage Müzesi, dünyada çok az sayıda bulunan Leonardo da Vinci tablolarından ikisine, “Madonna Litta” ve “Benois Madonna” eserlerine ev sahipliği yapar. Benois Madonna (Çiçekli Meryem), genç Meryem Ana’nın kucağındaki İsa ile oynamasını betimlerken, Madonna Litta, Meryem’in bebeğini emzirdiği daha kutsal ve dingin bir anı yansıtır. Leonardo, bu eserlerde geliştirdiği sfumato tekniği ve figürler arasındaki duygusal bağ ile Rönesans resminin zirvesini temsil eder; Da Vinci tabloları, sanat tarihinin en kıymetli hazineleridir.
Rembrandt – “Savurgan Oğul’un Dönüşü” ve “Danaë”
Hermitage, Hollanda dışında en büyük Rembrandt tabloları koleksiyonuna sahip müzelerden biridir. Sanatçının son dönem başyapıtı “Savurgan Oğul’un Dönüşü”, İncil’deki bir hikayeyi konu alır; perişan haldeki oğulun babasının şefkatli kollarına sığınması, affetmenin ve merhametin en güçlü görsel ifadesidir. Bir diğer önemli eser olan “Danaë”, 1985 yılında bir saldırgan tarafından üzerine asit dökülerek tahrip edilmiş, ancak 12 yıl süren titiz bir restorasyonla kurtarılmıştır; bu tablo Rembrandt’ın ışık ve ten dokusu konusundaki ustalığını sergiler.
Michelangelo – “Çömelen Oğlan” (Crouching Boy) Heykeli
Büyük İtalyan usta Michelangelo’nun Rusya’daki tek eseri olan Çömelen Oğlan, tamamlanmamış bir mermer heykeldir. Heykel, muhtemelen Floransa’daki Medici Şapeli için tasarlanmış ancak bitirilmemiştir. Eserin anlamı, Michelangelo’nun “non-finito” (bitmemişlik) estetiğiyle, taştan kurtulmaya çalışan insan ruhunun ve kasların geriliminin yansıtılmasıdır; figürün sıkışmış pozu, içsel bir acıyı ve fiziksel gücü aynı anda hissettirir.
Rafael Loggia’ları (Vatikan’ın Kopyası)

Büyük Katerina’nın Vatikan Sarayı’ndaki fresklere hayran kalıp aynısını St. Petersburg’a yaptırdığı Rafael Loggia’ları, müzenin en etkileyici koridorudur. Mimar Giacomo Quarenghi tarafından inşa edilen bu galeri, İncil’den sahnelerin (Rafael’in İncil’i) ve grotesk süslemelerin yer aldığı tonozlu tavanlarıyla ünlüdür. Katerina, bu kopyayı yaptırarak “Eğer Roma’ya gidemiyorsam, Roma bana gelir” mesajını vermiştir.
Genelkurmay Binası (General Staff Building): Empresyonist ve Modern Sanat
Saray Meydanı’nın (Palace Square) karşısında, devasa bir kavis çizen Genelkurmay Binası’nın (General Staff Building) doğu kanadı, Hermitage’ın 19. ve 20. yüzyıl koleksiyonuna ayrılmıştır. Burası, modern sanat severler için ayrı bir cennettir.
Henri Matisse – “Dans” ve “Müzik” Odası
Genelkurmay Binası’nın en çarpıcı bölümü, Henri Matisse tabloları için ayrılan özel salondur. Sanatçının Rus koleksiyoner Sergei Shchukin için yaptığı devasa boyutlu “Dans” (II) ve “Müzik” panoları burada sergilenir. Eserler, sadece üç renk (mavi, yeşil, kırmızı) kullanılarak yapılmış olup, figürlerin ritmi ve sadeliğiyle modern sanatın en cesur manifestolarından biridir.
Pablo Picasso – Mavi ve Pembe Dönem Eserleri
Hermitage, Pablo Picasso‘nun erken dönemlerine ait dünyanın en iyi koleksiyonlarından birine sahiptir. Sanatçının Mavi Dönemine ait “Absent İçen Kadın” (The Absinthe Drinker) ve Pembe Dönemine ait eserleri, kübizm öncesi melankolik ve figüratif tarzını yansıtır. Ayrıca “Yelpazeli Kadın” gibi kübist dönem eserleri de sanatçının evrimini gözler önüne serer.
Claude Monet, Van Gogh ve Kandinsky Koleksiyonu
Müzenin bu bölümünde, İzlenimciliğin öncüsü Claude Monet‘nin “Bahçedeki Kadın” tablosu ve Vincent van Gogh‘un “Lilac Bush” (Leylak Çalısı) gibi canlı eserleri yer alır. Ayrıca soyut sanatın babası Wassily Kandinsky’nin “Kompozisyon VI” gibi karmaşık ve ruhani eserleri, Rus sanatının modernizme katkısını temsil eder.
Antik Dünyanın Hazineleri
Hermitage, sadece tablolarla değil, arkeolojik buluntularıyla da ünlüdür.
İskit Altınları ve Sibirya Koleksiyonu
Müzenin Hazine Galerisi’nde (Gold Room) sergilenen İskit Altınları, Karadeniz ve Sibirya steplerinden çıkarılan M.Ö. 7. ila 4. yüzyıllara ait eşsiz takılardır. Özellikle “Altın Tarak” ve “Geyik Figürü”, İskitlerin hayvan üslubundaki ustalığını ve altını işleme becerisini gösterir. Bu koleksiyon, Büyük Petro’nun emriyle başlatılan Sibirya arkeolojik kazılarının bir ürünüdür.
Mısır Salonu ve Mumyalar
Hermitage’ın zemin katında bulunan Mısır Salonu, Antik Mısır uygarlığına ait lahitler, papirüsler ve mumyalarla doludur. Salon, 1940 yılında mimar Alexander Sivkov tarafından bir Mısır tapınağı atmosferi yaratacak şekilde tasarlanmıştır. Koleksiyonun en önemli parçası, MÖ 10. yüzyıla ait olduğu düşünülen ve mükemmel korunmuş durumdaki Rahip Pa-di-ist’in mumyasıdır.
Ziyaret İçin Pratik Bilgiler
Hermitage Müzesi, Pazartesi günleri kapalıdır. Salı, Perşembe, Cumartesi ve Pazar günleri 10:30-18:00; Çarşamba ve Cuma günleri ise 10:30-21:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Biletlerinizi, uzun kuyruklardan kaçınmak için mutlaka önceden resmi web sitesinden veya yetkili gişelerden online olarak almanız önerilir. Ana Müze Kompleksi ve Genelkurmay Binası için ayrı veya kombine bilet seçenekleri mevcuttur.
Hermitage Ziyareti İçin “Hayat Kurtaran” İpuçları

Müze o kadar büyüktür ki, her eserin önünde 1 dakika durursanız tüm müzeyi gezmeniz 11 yıl sürer. Bu nedenle stratejik gezmek şarttır.
Kalabalıktan Kaçmak İçin En İyi Saatler
Müzenin en yoğun olduğu saatler 11:00 ile 14:00 arasıdır. Kalabalıktan kaçmak için en iyi zamanlar, müzenin geç kapandığı Çarşamba ve Cuma akşamları (17:00 sonrası) veya Perşembe sabahı açılış saatidir. Yaz aylarında (Beyaz Geceler dönemi) turist yoğunluğu zirve yapar, bu nedenle kış aylarında ziyaret etmek daha sakin bir deneyim sunar.
Hangi Giriş Kapısını Kullanmalısınız? (Jordan vs. Church Staircase)
Müzeye ana giriş, Saray Meydanı tarafındaki büyük demir kapıdan (Jordan Staircase’e açılan kapı) yapılır. Ancak internetten bilet aldıysanız, bazen yan taraftaki (Shuvalov Passage) “Church Staircase” girişi daha hızlı olabilir. Giriş kuralları dönemsel olarak değişebildiği için gitmeden önce tabelaları kontrol etmekte fayda vardır.
Sesli Rehber (Audio Guide) ve Mobil Uygulama Kullanımı
Müzedeki eser etiketlerinin birçoğu Kiril alfabesindedir ve İngilizce açıklamalar sınırlı olabilir. Bu nedenle girişte sunulan Sesli Rehber’i kiralamak veya Hermitage’ın resmi mobil uygulamasını indirerek eserleri kendi kulaklığınızla dinlemek gezinizi çok daha anlamlı kılacaktır.
Hermitage Kedileri: Sarayın Tüylü Muhafızları
Hermitage Müzesi’nin bodrum katlarında yaşayan yaklaşık 70 kedi, müzenin resmi fare avcılarıdır. Bu gelenek, 1745 yılında Çariçe Elizabeth’in sarayı farelerden temizlemek için Kazan’dan özel kediler getirtmesiyle başlamıştır. Kediler, “Hermitage Kedileri” olarak bilinir, kendi basın sözcüleri vardır ve müze personeli tarafından bakılırlar. Ziyaretçiler onları genellikle avluda veya bodrum pencerelerinde görebilirler.
Hermitage Müzesi Hakkında Bilinmeyenler
Müze hakkında şaşırtıcı bir detay, II. Dünya Savaşı sırasında Leningrad Kuşatması boyunca (900 gün), müze çalışanlarının ve ailelerinin müzenin bodrumlarında yaşamasıdır. Eserlerin büyük kısmı Urallara trenlerle kaçırılmış, kaçırılamayanlar ise boş çerçeveler halinde duvarlarda bırakılmıştır; böylece savaş bittiğinde her eser tam olarak eski yerine asılabilmiştir.
Sanat tarihinin bu devasa hafızasını evinize taşımak isterseniz, Sky Tablo’nun dünyanın en büyük müzeleri koleksiyonundan ilham alabilir, klasik ve modern eserlerle duvarlarınızı süsleyebilirsiniz.